7 Haziran 2020 tarihinde yapılacak LGS için öğrencilere ve öğretmenlere çıkacak sınav sorularıyla ilgili rehber niteliğindeki örnek sorulara ve çözümlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
15 Haziran 2019 Cumartesi günü ilk oturum TYT sınav saati 10.15 (son giriş 10.00)
120 soru için verilen süre 135 dk (kaçta biteceğini de siz hesaplayın :)
16 Haziran 2019 Pazar günü ikinci oturum AYT sınav saati 10.15 (son giriş 10.00)
160 soru için verileen süre 180 dk (bunu hesaplamak daha kolay ;)
16 Haziran 2019 Pazar günü Yabancı Dil Sınavı saati 15.45 (son giriş 15.30)
80 soru için verilen süre 120 dk
2019 YKS Ne Zaman? Hangi Tarihte? Saat Kaçta Başlıyor?
TYT 15 Haziran 2019 Cumartesi Saat 10:15
AYT 16 Haziran 2019 Pazar Saat 10:15
Yabancı Dil Sınavı 16 Haziran 2019 Pazar Saat 15:45
YKS/TYT'ye kaç gün kaç saat kaldığını öğrenmek için Sınav Sayacı
YKS Nedir?
YGS-LYS'nin yerine 2018 yılında ilk kez uygulanacak 3 oturumdan oluşan sınavdır ve açılımı Yükseköğretim Kurumlar Sınavı'dır.Önceki yıllarda uygulanan YGS ve LYS'de toplam 6 oturum bulunmaktaydı. YKS'deki oturumlar arasında YGS ve LYS arasında olduğu gibi 3 ay süre olmayacak, tüm oturumlar bir hafta sonunda yapılacak. YKS'deki 3 oturum şöyle:
1. Oturum: Temel Yeterlilik Testi (TYT)[YGS yerine gelen sınav]
2. Oturum: Alan Yeterliliik Testi (AYT)[LYS yerine gelen sınav]
3. Oturum: Yabancı Dil Testi [LYS-5 yerine gelen sınav]
Sınavda Kaç Soru Olacak? Sınav Süresi Ne Kadar?
TYT'de 40 Türkçe, 40 Matematik, 20 Sosyal Bilgiler ve 20 Fen Bilimleri sorusu olmak üzere toplam 120 soru sorulacak. 135 dakika süre verilecek.
Sosyal Bilimler testinde 5 Tarih, 5 Coğrafya, 5 Felsefe, 5 Din Kültürü sorusu yer alacak. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini yasal olarak almak zorunda olmayan veya farklı müfredat ile alanlar için ekstra 5 Felsefe sorusu olacak.
Fen Bilimleri testinde 7 Fizik, 7 Kimya ve 6 Biyoloji sorusu yer alacak.
YGS'de her testte 40 soru olmak üzere toplam 160 soru soruluyordu.
AYT'de 40 Matematik, 40 Fen Bilimleri, 40 Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 ve 40 Sosyal Bilimler-2 sorusu olmak üzere toplam 160 soru sorulacak. 180 dakika süre verilecek.
Yabancı Dil Testi'nde İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça dillerinden öğrencinin seçeceği dile göre 80 soru sorulacak. 120 dakika süre verilecek.
Binlerce öğrencinin sınavı kaçırmasına neden olan sınav başlamadan 15 dakika önce sınavın yapıldığı binanın kapılarının kapatılması kuralı kalktı. (Sözde) Sınav saatleri, ÖSYM'nin yayınladığı kılavuzda sabah 10:15 öğleden sonra 15:45 olarak belirlenmiş ve sabah oturumu için 10:00'dan sonra, öğleden sonra oturum için 15:30'dan sonra sınav binalarına giriş yapılamayacak.
YKS Sonuçları Ne Zaman Açıklanacak?
Sonuçlar 18 Temmuz 2019 Perşembe günü açıklanacak.
15 Haziran 2019 Cumartesi günü ilk oturum TYT sınav saati 10.15 (son giriş 10.00)
120 soru için verilen süre 135 dk (kaçta biteceğini de siz hesaplayın :)
16 Haziran 2019 Pazar günü ikinci oturum AYT sınav saati 10.15 (son giriş 10.00)
160 soru için verileen süre 180 dk (bunu hesaplamak daha kolay ;)
15 Haziran 2019 Cumartesi günü Yabancı Dil Sınavı saati 15.45 (son giriş 15.30)
80 soru için verilen süre 120 dk
1 Haziran 2019 Cumartesi günü uygulanacak LGS (Liseye Geçiş Sınavı) sonuçları 24 Haziran 2019 tarihinde açıklanacak. Sınav giriş belgeleri ise 22 Mayıs 2019 tarihinde yayımlanacaktır.
Peki altı basamaklı alim sayılar nelerdir? Onları yazalım:
En basitinden 666666 (1 tane)
"6" içeren altı basamaklı başka alim sayı olmayacağına göre "5" içeren altı basamaklı en küçük alim sayı 155555 tir. Fakat "1" burda basamak değiştirip 6!/5!= 6 farklı sayı üretebilir. (6 tane)
"4" içeren altı basamaklı alim sayıların diğer iki basamağında mecburen "2" olmak zorundadır ve en küçükleri 224444 tür. Burada da aynı tekrarlı permüstesyon hesabı yaparsak 6!/(4!.2!)=15 farklı sayı üretilebilir. (15 tane)
Son olarak "3" içeren altı basamaklı alim sayıların diğer üç basamağında iki tane "2" bir tane "1" olması gerekir ve en küçüğü 122333 tür. Burada da aynı tekrarlı permüstesyon hesabı yaparsak 6!/(3!.2!)= (6.5.4)/2=60 farklı sayı üretilebilir. (60 tane)
Toplamda 60+15+6+1=82 tane 6 basamaklı alim sayı vardır.
2017 KPSS Genel Kültür Genel Yetenek Soruları arasında Matematik Sorusu olarak alim sayılarla ilgili yukardaki soru sorulmuştur.
2 Haziran 2018 Cumartesi günü uygulanan LGS (Liseye Geçiş Sınavı) sonuçları 22 Haziran 2018 yerine 24 Haziran seçimleri sonrası 26 Haziran 2018 tarihinde açıklanacak.
3 Haziran 2018 Pazar günü uygulanan Bursluluk Sınavı sonuçları ise 18 Temmuz 2018 tarihinde açıklanacak.
Herkesin bildiği tanımıyla "Dairenin çevresinin çapına oranı" veya "Çapı 1 birim olan dairenin çevresi" olarak tanımlanabilecek bir irrasyonel matematik sabitidir Pİ SAYISI. Adını, Yunanca περίμετρον (çevre) sözcüğünün baş harfi olan Yunan alfabesinin 16. harfi π harfinden alır. Tüm irrasyonel sayıların hemen hemen hepsinde olduğu gibi diziliminde ne belli bir düzen var ne de rastlantısal bir sayı kendileri. Steven Strogatz'ın dediği gibi:
Pi sayısı tamamen rastlantısal olmakla mükemmel bir düzen arasında olmanın inanılmaz çekiciliğine sahiptir.
13.3 trilyon basamağı hesaplanmış bu gizemli sayının içinde, doğum gününüzü/tarihinizi, T.C. Kimlik numaranızı ve hatta cep telefonu numaranızı bile bulmanız mümkün. Doğum gününüzün veya herhangi bir sayısı dizisinin pi sayısının hangi basamağında yer aldığını ise mypiday.com sitesinden öğrenebilirsiniz. Mesela ben pi sayısının 75,392 gibi değerli bir basamağını işgal ediyorum :)
Pi Sayısı Ne İşe Yarar?
Pi sayısını 3,1415926535897932384626433832795028841971... olarak kısaca yazalım. Zira en uzun pi sayısı henüz yazılmamış pi sayısıdır. Ama bu sayıyı yazmayı geçtim ezberlemeyi kendine amaç edinen insanların sayısı da hayli çok ve bu sayı da pi sayısının basamakları arasında :) 2015 yılında pi sayısının 70.030 basamağını ezberleyeren Hindistanlı Sharma Suresh Kumar resmi rekoru elinde tutarken, Türkiye'den Lamia Sarıpınarlı 1050 basamağını ezberleyerek adını listenin 107. sırasına yazdırmıştır. Şuan 131. sırada yer almaktadır. Ama resmi olarak bu listede bulunmayan ve 2006 yılında pi sayısının 100.000 basamağını 16,5 saat içinde ezbere söyleyebilen Japonyalı Akira Haraguch yani "Bay Pi" den de bahsetmeden geçmemek gerek. Bay Pi, sayının basamaklarını söylemeye saat 09.00'da başladığında aradan 3 saat geçtikten sonra yaklaşık 16.000'inci basamakta bir sayıyı unuttuğu için baştan saymaya başlamış ve saat 01.28 civarında pi sayısının yüz bin basamağını ezbere söylemeyi başarmış. Haraguchi’ye ne hissediyorsunuz diye sorduklarında; “Hiç bir şey. Sadece içimdekileri boşalttım.” demiş. Pi sayısını ezberleme çabasını hayatın anlamını daha açık bir şekilde görebilmek için yaptığı bir meditasyon olarak tanımlayan Bay Pi'nin bir diğer açıklaması:
Evrendeki her şey biz de dahil atomlardan oluşuyoruz. Yani bir çekirdek etrafında dönen elektronlardan. Atomlarda gördüğümüz bu dönme hareketi dünyada, galasimizde, evrenin her yerinde var. O halde dönmek mutlak bir gerçekliktir ve ben pi sayısını düşündüğümde hayatımı bu hakikate uygun olarak yaşayabileceğime inanıyorum.
Aslında en hassas uzay hesaplamalarında bile pi sayısının yukarda gördüğünüz ilk 40 basamağı yeterlidir. Ama biz bu konuda daha da kolaya kaçıyoruz. Sorularda / sınavlarda da "Hocam Pi'yi kaç alacağız?" sorularına verilen yanıt "pi'yi 3 alınız" değil "3,14 alınız hatta alabildiğiniz kadar alın" olmalı ki pi yerine aldığımız 3, herhangi bir üçün katı olan sayıyla sadeleşip yok olmasın ve öğrenciler bu gizemli sayının varlığından mahrum kalmasın. Merak edip araştırsın, sorgulasın. En basitinden herkes Pi sayısını en yaygın kullanımıyla anımsayıp Pi Günü'nün neden 14 Mart (Amerikan tarih formatında 3/14) tarihinde kutlandığını biliyor olsun.
Pi Sayısı Neden 14 Mart'ta Kutlanıyor?
Pi sayısının en çok bilinen ve kullanılan yaklaşık değerinin 3,14 olduğu için her yıl 3. ayın 14. günü yani 14 Mart günü 01.59'da Dünya Pi Günü kutlamaları başlıyor.
Bu asla bitmeyen sayı ve günü hakkında öğreneceklerimiz de hiç bitmeyecektir. İşte onlardan bazıları:
Pi Günü'nün kutlandığı her yerde "daire" şeklinde özellikle pie (turta), pasta, kek vb ikram edilir.
Dünyada "Pi World Ranking" diye pi sayısını ezberleyenlerden oluşan bir liste bulunuyor.
14 Mart 1879 ünlü Fizikçi Albert Eintein'in doğum günüdür.
Einstein'dan sonra en parlak teorik fizikçi olan dünya üzerindeki en zeki insan Stephen Hawking'i kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz. 14.03.2018
Mangala, 17. yüzyılda dünyanın Türklerden öğrendiği, geçmişte Türklerin Köçürme adıyla oynadığı, dünyadaki yaygın adıyla Mankala/Mancala, 4 bin yıllık Türk zeka ve strateji oyunudur.Mangala kelimesi, Kaşgarlı Mahmut'un Divan-ı Lügat’it Türk'de sözünü ettiği Köçürme (göçürme/göç ettirme) kelimesinin Arapçasıdır. Metin And bu sözcüğün taşların sıralanışı düşünülerek Türkçede en küçük askeri birlik için kullanılan manga sözcüğünden veya taşların konulduğu çukurlar düşünülerek mangal sözcüğünden türetilmiş olabileceği yorumunda bulunmaktadır.
16. yüzyıldan başlayarak Türk minyatürlerinde mangalaya ait tasvirler
yer almıştır. Ülkemizi ziyaret eden yabancı seyyahlar Türklerin bu oyunu
uzun süreler sıkılmadan sakinlik içinde oynadıklarını söylemişlerdir.
Mangala'nın ortaya çıkışı ise ilginç bir hikayeyle tesadüfi olarak gerçekleşir. Serdar Asaf ve Serkan Aziz Ceyhan adlı iki kardeş 2007'de Türk Kahvesi ve kahve kültürü üzerine çalışmalar yapmaya başlar. Bir makalede geçen "Dünyanın ilk kafe'si Şems ve Hakem tarafından İstanbul'da açılmıştır" sözü üzerine ilk kafeyi ilk yerinde açabilmek için harekete geçerler. Ancak 16. yüzyıl Osmanlı minyatürleri üzerindeki bir detay onları bambaşka bir serüvene sürükler. Tüm dünyada kahve kültürünü anlatan sadece iki görsel kaynaktan biri olan, 1582 yılında Sultan Ahmet Meydanı'nda Şehzade Mehmed'in sünnet düğününü resmeden minyatürde bu oyunun oynandığını keşfederler. Mangala oyununun ilk delil fotoğrafı olan minyatür, şu an Topkapı Sarayı deposundadır.
Bu geleneksel oyunla ekran kullanım süresinizi artırabilir veya daha kaliteli hale getirebilir, her yaştan insanla sosyalleşebilir, turnuvalarına katılabilirsiniz. Oyun, görme engellilere, ceza evlerinde ve huzur evlerinde kalan kişilere de ulaşmaya başladı ve Etnospor tarafından desteklenen etkinlikte 250 bin kişi kişinin oynadığı bu oyunu iki buçuk dakikada öğrenebilirsiniz ve buradan online oynayıp kendinizi geliştirebilirsiniz. Hatta yumurta kutusu ve fasulye taneleriyle kendi mangalanızı yapabilirsiniz :)
MANGALA NASIL OYNANIR?
Türk zeka ve strateji oyunu mangala 2 kişi ile oynanır.
Oyun tahtasının üzerinde 12 tane küçük kuyu ve 2 tane de büyük kuyu (hazine) bulunur.
48 adet taş vardır ve taşların renkleri önemli değildir.
Her oyuncunun önünde bulunan 6 küçük kuyu, o oyuncunun bölgesidir. Karşısında bulunan 6 küçük kuyu rakibinin bölgesidir.
Her oyuncu, sağ tarafındaki hazinede taşlarını toplar. Sol tarafındaki hazine rakibinindir.
Oyunun amacı; hazinede en çok taşı biriktirmeyi başarmaktır.
İki oyuncu da 24 taşı her bir kuyuya 4’er adet olmak üzere 6 küçük kuyuya dağıtıp oyuna kura ile başlarlar.
1. TEMEL KURAL: İlk hamleler ve herhangi bir kuyuda 1 taş varsa
Başlama hakkı kazanan oyuncu kendi kuyularından birinden 4 taşın tamamını alır.
Taşları aldığı kuyuya 1 taş bırakıpsaat yönünün tersine yani sağa doğru her bir kuyuya birer taş bırakarak elindeki taşlar bitene kadar dağıtır.
Elindeki son taş hazinesine denk gelirse, oyuncu tekrar
oynama hakkı kazanır. Denk gelmez yani kendi bölgesindeki 6 küçük kuyuya
veya rakibin bölgesine geçerse sıra rakibe geçmiş olur.
Oyuncunun herhangi bir kuyusunda 1 taş varsa, sırası geldiğinde bu taşı sağındaki kuyuya taşıyabilir.
2. TEMEL KURAL: Kendi bölgendeki boş bir kuyuya elindeki son taş denk gelirse
Oyuncu taşları dağıtırken elinde kalan son taş, yine kendi bölgesinde
yer alan boş bir kuyuya denk gelirse ve eğer boş kuyusunun karşısındaki
kuyuda rakibine ait taş varsa, hem rakibinin kuyusundaki taşları hem de kendi boş kuyusuna bıraktığı taşı alıp hazinesine koyar ve hamle sırası rakibine geçer.
3. TEMEL KURAL: Rakip bölgesindeki kuyulara taş bırakma (Çift Kuralı)
Hamle sırası gelen oyuncu kendi kuyusundan aldığı taşları dağıtırıken hazinesine de bıraktıktan sonra elinde taş kaldıysa, rakibinin bölgesindeki kuyulara da taş bırakmaya devam eder. Oyuncunun elindeki son taş, rakibinin bölgesinde denk geldiği kuyudaki taşların sayısını çift sayı yaparsa (1 ise 2, 3 ise 4, 5 ise 6, 7 ise 8 gibi) oyuncu bu kuyuda yer alan tüm taşların sahibi olur ve onları kendi hazinesine koyar ve hamle sırası rakibine geçer.
4. TEMEL KURAL: Kendi bölgendeki kuyuları önce bitirmeye bak
Herhangi bir oyuncunun bölgesinde (kaybedenin de kazanın da bölgesi olabilir) yer alan taşlar bittiğinde oyun biter. Kendi bölgesindeki taşları ilk bitiren oyuncu, rakibinin
bölgesinde bulunan tüm taşları da kazanır. Bu kural nedeniyle, son
ana kadar oyunu kimin kazanacağı belli değildir ve oyunun dinamiği
son ana kadar hiç düşmez. Kimin hazinesinde 24 ten fazla taş var o
kazanmış olur ve 1 puan alır. 24 er tane ise beraberlik sayılır ve her
iki oyuncu da 0.5 puan alır.
Limiti alınacak fonksiyonlar için , ,, ya da olduğunu varsayalım. lim lim limitlerinin her ikisi de "0" veya her ikisi de ise (0/0 veya sonsuz/sonsuz belirsizliği) ve fonksiyonlar limitlerinin incelendiği noktada türevlenebiliyorsa,
Limit alırken 0/0 veya ∞/∞ belirsizliğiyle karşılaşılansorularda çarpanlara ayırma, sandviç teoremi veya grafiklerinden yararlanarak sonucu bulacağınız sorularda bu kural ile türev kullanılarak pratik bir şekilde limit değerine ulaşabilirsiniz. Bu ilaç gibi kuralın adı L'Hospital Kuralı'dır. Le Hospitıl diye değil LÖPİTAL şeklinde telafuz edilir. Hatta L'Hopital's Rule diye de karşınıza çıkabilir. Kural adını 1661-1704 yılları arasında yaşayan fransız matematikçisi Guillaume de l'Hôpital'in soyadından alır. L'Hospital Kuralı'ndan ilk kez 1692'da yazıp 1696'da yayımladığı "Analyse des infiniment petits pour l'intelligence des lignes courbes" adlı kitabında bahsetmiştir. Ayrıca bu kitap diferansiyel analiz üzerine yazılmış ilk ders kitabıdır. l'Hopital, eserinin başında Leibniz ve Bernouilli kardeşlere (diğer kardeşler Jacob ve Daniel Bernoulli) teşekkür etmiştir. İşte asıl hikaye burda başlıyor:
Bu çok önemli kuralın adı aslında Bernaulli Kuralı olmalıymış. l'Hopital'in ölümünden sonra Johann (Jean/John) Bernouilli, bu kuralın ve kitaptaki pek çok sonucun kendine ait olduğunu iddia etmiştir. Bernoulli'ye göre;
1694 yılında l'Hôpital Bernoulli'ye her yıl 300 Frank (yaklaşık 1200 TL çok değil:) ödeyeceği ve Bernoulli'nin çalışmalarından ve keşiflerinden bilgi sahibi olacağı bir anlaşma yapmıştır. Daha sonra Bernoulli'den edindiği bilgileri kendi yazdığı kitaplarda kullanmıştır. Bernoulli'nin bu iddiası ise 1922 yılında doğrulanmıştır. Ayrıca l'Hopital kitabının ön sözünde borcunu kabul etmesine rağmen Bernoulli yaptığı katkılar için yeterince itibar göremediğinden şikâyet etmiştir:
Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Bernoulli’nin kavrayışı, özellikle Groningue’de profesör olan genç John’a. Bay Leibniz’in keşiflerinin yanı sıra onların keşiflerini de gayri resmi bir şekilde kullandım. Bu sebepten ötürü kendimi onların istedikleri kadar hak iddia etmelerine razı ettim ve bana bırakmaya karar verecekleri şeyler için kendimi memnun edeceğim.
Bernoulli'nin bu iddiası doğrulanmış olsa da bu önemli kuralın adı hala Guillaume de l'Hôpital'in adıyla yaşamakta...
1910 yılında Selanik'te dünyaya gelen Cahit Arf, 1912 yılında henüz iki yaşındayken patlak veren Balkan Savaşı yüzünden, ailesi ile birlikte göç ederek İstanbul’a yerleşir, ordan da İzmir'e. Henüz 5. sınıfta iken genç bir öğretmeninin onun matematiğe ilgi duymasını sağlamasıyla matematikteki sonsuzluğu, sınırsızlığı keşfedip ölümsüzleşeceği serüvenine işte böyle başlıyor.
İlk önce İstanbul’a sonra İzmir’e taşındık. İzmir Sultanisi’nde beşinci sınıfta bir öğretmene rastladım. Aslında öğretmen değildi. Liseyi bitirmiş, İstanbul’a gidip dişçi olacak, bunun için paraya ihtiyacı var; parayı biriktirmek için öğretmenlik yapıyor. Bu genç benimle ilgilendi, çünkü gramerim çok iyiydi, lineer sistemlerle icra edilen problemleri de çözebiliyordum. Bana Euclid geometrisinin ilk teoremlerini ispat ettirdi. En sonuncusu da Pisagor teoremiydi. Bunu beceremedim ve kendisine söyledim. Bunun üzerine bana o anlattı. Bu adam sayesinde ben matematikle ilgilenmeye başladım O dönemler matematiğe pek hevesim yoktu. Güçlü tarafım gramerdi. Bir başka merakım da resim yapmak, Vatan-Millet-Sakarya yazıları okumak… O zaman İstiklal Harbi’ni yaşayan her genç çocuk böyleydi zannediyorum.
Matematiksel yeteneğinin ailesi ve öğretmenleri tarafından fark edilmesiyle liseyi Paris’teki St.Louis Lisesi'nde okumak üzere ailesi tarafından Fransa’ya gönderilmiş ve 3 yıllık lise öğrenimini 2 yılda tamamlamıştır.
Liseye geçtiğim zaman ben matematik dersine hiçbir kitaptan çalışmazdım. Dersi dinlerdim, fakat not almazdım. Yine imtihanlarda hiç ders çalışmama lüzum yoktu, çünkü arkadaşlar hep gelip soru sorarlardı bana. Lisenin orta kısmını böylece arkadaşlarımın sorularına cevap vererek geçirdim ve ailem kabiliyetimi hocalardan duydu.
Türkiye’ye döndüğünde hükümet tarafından Avrupa'ya gönderilecek öğrenciler arasına sınavla seçilen Cahit Arf, ayağının tozuyla Fransa’ya geri dönüp birçok bilim adamının yetiştiği okul olan École Normale Supérieure’e kaydolmuştur. 1932'de yükseköğrenimini tamamlayıp Türkiye'ye geri dönen Arf, bir süre Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmenliği yapmış ve 1933'te doçent adayı (profesör yardımcısı) olarak İstanbul Üniversitesi Matematik kürsüsüne geçmiştir.
1937 yılında doktorasını yapmak üzere Almanya’da Göttingen Üniversitesi Matematik Bölümü’ne giren Cahit Arf, burada Alman matematikçi Helmut Hesse'nin doktora öğrencisi olur. Matematik dehalarının bile çok zor dediği “non-commutative Class Field” konusu üzerinde tek başına çalışmış ve bir buçuk yıl içinde 1938’de doktorasını tamamlamıştır. Bu çalışmadan elde ettiği sonuçların bir kısmını da hocası Helmut Hesse ile beraber çalışıp "Hesse-Arf Teoremi" (Hesse-Arf Teorem) olarak anılan teoremi matematik literatürüne kazandırmıştır. Bu çalışması 1939'da Almanya’nın ünlü matematik dergisi Crelle Journal'da yayınlanmış ve Cahit Arf’ı dünyaya tanıtmıştır. Cebir, sayılar teorisi, esneklik teorisi, analiz, geometri ve mühendislik matematiği gibi çok çeşitli alanlarda yaptığı çalışmalarla matematiğe temel katkılarda bulunan Arf, 20'den fazla özgün yayın vermiştir. Cebir konusundaki çalışmalarıyla dünyaca ün kazanan Cahit Arf, sentetik geometri problemlerinin cetvel ve pergel yardımıyla çözülebilirliği konusunda yaptığı çalışmalarla da tanınmış, cisimlerin kuadratik formlarının sınıflandırılmasında ortaya çıkan değişmezlere ilişkin "Arf Değişmezi" (Arf Invariant), "Arf Halkaları" (Arf Rings) ve "Arf Kapanışı" (Arf Closure) gibi literatürde kendi adıyla anılan çalışmalarıyla matematik dünyasının önde gelen bilim insanları arasında yer almıştır. Artık "ARF" adı “sin (sinüs)”, “cos (kosinüs)” gibi 3 harfli matematik simgelerinden biri haline gelmiştir.
1938'in sonunda Türkiye'ye geri dönen Arf, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi'nde 1943'te profesör, 1955'te ordinaryüs profesörlüğe yükselmiştir. Ayrıca 1943'te İnönü Armağanı’nı almıştır. Prof. Dr. Erdal İnönü, Cahit Arf hakkında şöyle demişti;
Cahit Arf'ın önemli bir özelliği, her şeyin aslını anlamaya çalışmak olmuştur. Birisi bir konuşma yaparken, anlamadığı yeri hemen sorardı. Hiçbir şeyden çekinmezdi, onun için önemli olan anlamaktı; bilime değer veren bir insan olarak anlamak, araştırıcı zekasını kullanarak olayların nedenini anlamak...
1962 yılına kadar üniversitede çalışmalarını sürdürecek olan Cahit Arf, o yıllarda bir yıllığına misafir profesör olarak Maryland Üniversitesi'ne gitmiş ve ayrıca Mainz Akademisi muhabir üyeliğine seçilmiştir. 1960 yılında Çekmece Nükleer Araştırma Merkezi'ni kurmak üzere görevlendirilen Arf, 1962'de İstanbul Üniversitesi'ndeki görevinden ayrılmış ve bir yıl kadar Robert Koleji'nde ders vermiştir.
Daha sonra gittiği Amerika Birleşik Devletleri'nde araştırma ve incelemelerde bulunmuş; Kaliforniya Üniversitesi'nde konuk öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Türkiye'de yaşamak istemesi üzerine kendi isteğiyle 1967 yılında Türkiye'ye dönmüş ve kısa bir süre sonra Kanada ve Amerika'daki üniversitelerden konuk öğretim üyesi olarak teklifler almıştı. Ancak kendisi bu tekliflere cevap veremeden Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ne atandığı ve uçak biletinin yolda olduğu bilgisinin verildiği bir telefon almıştı. Böylece 1967'de Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde öğretim üyesi olmuştu. ODTÜ'de bulunduğu zamanlarda yeni ve farklı bir üniversite modelinin ortaya çıkması için çaba gösteren Arf, 1980 yılında emekli oldu. ODTÜ Matematik Bölümü'nde her sene Arf adına ve anısına özel bir konferans düzenlenmeye devam etmektedir.
Emekli olduktan sonra da TÜBİTAK'a bağlı Gebze Araştırma Merkezi'nde çalışmalarını sürdürdü. TÜBİTAK'ın kurulmasında ve gelişmesinde büyük emekleri olan Cahit Arf, 1963-1967 ve 1967-1971 yıllarında TÜBİTAK'ın Bilim Kurulu başkanlığını yapmıştır. Arf, matematiğe yapmış olduğu köklü katkılarından dolayı 1974'te TÜBİTAK Bilim Ödülü'ne layık görülmüştür.
1980'de İTÜ ve Karadeniz Teknik ÜniversitesiOnur Doktorası, 1981'de de ODTÜOnur Doktorası'nı almıştır. İleri düzeyde araştırmalar yaptığı Halkalar ve Geometri üzerine ilk konferanslar 1984'te İstanbul'da yapılmıştır. 1985-1989 yılları arasında da Türk Matematik Derneği'nin başkanlığını yürütmüştür. 1990’te Cahit Arf'ın onuruna Sayılar Teorisi üzerine uluslararası bir sempozyum düzenlenmiştir. 1993’te Türkiye Bilimler Akademisi Şeref Üyeliği'ne seçilen Cahit Arf, 4 Şubat 1994’te de Fransa’da Commandeur des Palmes Académiques Ödülü'ne layık bulunmuştur.
Her gün 10 Türk Lirası'nın üzerinde fotoğrafını gördüğünüz Cahit Arf'ı bir yazı ile açıklamanın mümkün olmadığını biliyoruz. Adını matematiğe vermiş böylesine kalıcı izler bırakan bu bilim insanını anlamak için düşüncelerini anlamak gerek. 26 Aralık 1997'de ağır bir kalp hastalığı nedeni ile vefat eden Ord. Prof. Dr. Cahit Arf'ı ölümünün 20. yıldönümünde şu sözlerini okuyarak saygıyla analım;
Yayılmasını istediğim bir şey var: Çocuklarımızı bellemekten (ezberlemekten) kurtarmak, anlamaya çalışmalarını sağlamak. Bazı gençlere böyle bir etki yaptığımı ümit ediyorum. Bizde okullarda durum hala böyle değil. Belletiyorlar. Şimdi önemli olan kolay ve çabuk kazanmak. Bizim memleketimizde insanlar bilgiyi satmak için kullanıyorlar; neşretme amacı da bu. Oysa bilim bu değil. Bilim algılarımızı tasnif edip, kavramlar haline getirip, bu kavramları neden-sonuç ilişkisiyle organize etmektir.
En küçük lasa sayısı 13'tür. Peki lasa sayıları nasıl sayılardır?
Lasa, hem kendi asal hem de rakamları tersten yazıldığında asal olan sayılar için kullanılan bir terimdir. Asal kelimesinin tersten yazılmasıyla elde edildiğini fark etmişsinizdir. Mesela İngilizce karşılığı emirp ;) Fakat lasa sayılar palindromik olamaz. Yani sayı tersten yazıldığında aynı asal sayı çıkmamalı.
11, 101, 131, 151, 313 ve 353 palindromik asal sayılardır ama lasa sayılar değildir.
Örnek Lasa Sayıları:
13 -- 31
17 -- 71
37 -- 73
79 -- 97
107 -- 701
113 -- 311
149 -- 941
157 -- 751
Bilinen en büyük lasa sayısı Ekim 2007'de Jens Kruse Andersen tarafından bulunan bu sayıdır:
Lasa sayıları bulmak için öncelikle sayının asal olduğunu anlamanız gerekiyor. Küçük sayılar için kolay olsa da büyük sayılar için bir kontrol sistemine ihtiyacımız var.
Asal Sayı Bulma Programı: Bu program 1'den yazdığınız sayıya kadar olan tüm asal sayıları ve kaç tane olduğunu sizin için buluyor. Örneğin; 100'e kadar 25 asal sayı vardır ve bu asallar altta listelenmiştir.
Comments